Çaylar > Genel Bilgi

 

Genel Bilgi

Anavatanı kimilerine göre Çin, kimilerine göre Hindistan olan çay bitkisinin milattan yaklaşık 2700 yıl önce Çin’de yetiştirildiği öne sürülmektedir. Önceleri ilaç olarak kullanılması sonra da sanayisinin ilk kez Çin’de geliştirilmesi ve buradan da dünyaya yayılması, anavatanının Çin olması görüşünü güçlendirmektedir.

Çay (Camellia sinensis) bitkisi, Theacea Familyası içinde Camellia Cinsine ait her dem yeşil bir ağaçtır. Camellia sinensis iki varyeteye sahiptir. Bunlar, Camellia sinensis var.sinensis ve Camellia sinensis var.assamica dır.

Çay tropikal bölgelerde ve iklim bakımından bol yağışlı ve sıcak alanlarda yetişmektedir. Bitkinin normal gelişebilmesi için toplam yıllık yağışın 2000 mm’den az olmaması ve aylara göre yağış dağılımının düzenli bulunması gerekmektedir. Çay tarımında yetiştiricilik, genel olarak tohum ve çelikle çoğaltılan fidanlarla yapılmaktadır.

Çay’ın ülkemizin Doğu Karadeniz bölgesinde doğuda Sarp sınır kapısından başlayarak, batıda Araklı Deresine kadar olan alan içinde Artvin, Rize, Trabzon illerini kapsayan 180 km uzunluğundaki kıyı şeridinde 10-35 km içerilere kadar uzanan kesimde, 1000 metre yüksekliklere değin ulaşan yamaçlarda ekonomik anlamda yetiştiriciliği yapılmaktadır.

Türkiye, çay tarım alanlarının genişliği bakımından dünya üretici ülkeler arasında 6. sırada, kuru çay üretimi yönünden 5. sırada, yıllık kişi başına tüketim bakımından ise 4. sırada yer almaktadır.

Çayın kalitesini belirleyen ana unsur yetiştiricilik ve üretim şartlarıdır. Çay ürünü, kültüre alınan çay bitkisinin üzerindeki genç sürgünlerin ucundaki tepe tomurcuğu ile bu tomurcuğu izleyen taze ve körpe birinci ve ikinci yapraklardan oluşan, lif vermeyen ve tekniğine uygun olarak toplanan filizlerdir. Bu filizler ‘iki buçuk yaprak’ olarak tanımlanmaktadır.

Siyah çay, iki buçuk yaprağın Ortodoks veya CTC (Crushing – Tearing – Curling) yöntemlerine uygun olarak işlenmesi ile elde edilmektedir. Siyah çayın kalite özellikleri (ISO) Uluslararası Standartlar Organizasyonun 1986/3720 sayılı standardı ile belirlenmiştir. Ayrıca, çayda maksimum kalıntı seviyesini belirleyen düzenlemeler bulunmaktadır. Bu düzenlemeler; Amerikada FDA (Food and Drug Administration) ve EPA (Environmental Protection Administration) tarafından belirlenen US Protokolu ile Dünya Sağlık Örgütü ve FAO tarafından oluşturulan, Avrupa Birliğinde ve birçok ülkede kullanılan Codex Alimentarius’dur.

Üretici ülkelerde siyah ve yeşil çayın sınıflandırması üretim metotlarına, parça büyüklüğüne ve bölgesel özelliklere göre yapılmaktadır. Üretim metoduna göre CTC ve Orthodoks çaylar. Bölgelere göre; High grown, Medium grown ve Low grown çaylar. Parça büyüklüğüne göre; P (Pekoe), OP (Orange Pekoe), BOP (Broken Orange Pekoe), F ve PF (Fannings ve Pekoe Fannings), D ve DP (Dust ve Dust Pekoe) şeklinde sınıflandırılmaktadır. Japon yeşil çayları genel olarak bölgelere ve üretim şekline göre, Çin yeşil çayları yaprağın yaşına, üretim metoduna göre, Hindistan yeşil çayları, Çin çayına benzer şekilde sınıflandırılmaktadır.

Türkiye’de 767 bin dekar alanda yetiştirilen çay bitkileri, tohumla üretilmiş olup, Camellia sinensis orjinli Çin ve Hindistan melezidir. Çay yetiştiriciliği yapılan bölgenin genel olarak yıllık ortalama sıcaklığı 14°C, yağış ortalaması ise 2232.5 mm’dir. Çay bitkisi, her yıl Mayıs-Kasım ayları arasında 3 yada 4 kez sürgün vermekte, hasat işlemi ise makas ile yapılmaktadır. Son yılların üretim verilerine göre, dekar başına yıllık ortalama verim 1.300-1.450 kg arasında değişmektedir.

Çay ürünü, kültüre alınan çay bitkisinin üzerindeki genç sürgünlerin ucundaki tepe tomurcuğu ile bu tomurcuğu izleyen taze ve körpe birinci ve ikinci yapraklardan oluşan, lif vermeyen ve tekniğine uygun olarak toplanan filizlerdir. Bu filizler ‘iki buçuk yaprak’ olarak tanımlanmaktadır. Çay kalitesini fiziki olarak belirleyen de bu tanımdır. Çay yaprağının kimyasal bileşimi, Polifenoller, Enzimler, Alkoloidler, Azotlu bileşikler, Karbonhidratlar, Klorofil ve öteki pigmentler, Vitaminler, Mineral Maddeler ve Uçucu maddelerden oluşmaktadır.

Yeşil çay yaprağının kimyasal bileşimini oluşturan maddelerin, yaprakta bulunma oranları, çok çeşitli etmenlere bağlıdır. Bunlar; bitkisel etmenler, çevresel etmenler ve kültürel tedbirler olarak sınıflandırılmaktadır. Bitkisel etmenler; Çayın çeşidi, çevresel etmenler; iklim ve toprak, kültürel tedbirler ise hasat, gübreleme, budama ve gölgelemedir.

Yeşil çay yaprakları üretim sırasında birçok kimyasal ve biyokimyasal değişikliklere uğramaktadır. Polifenol bileşiklerden flavanollerin %90’ı flavandiollerin tamamı, fenolik asitlerin bir kısmı değişikliğe uğrayarak siyah çayda kalite maddeleri olan theaflavin ve thearubiginlere dönüşür. Karotenoidler ve yağ asitlerin bir kısmı uçucu aroma maddelerine dönüşerek çayda renk, tat, ve koku özellikleri oluşur.

Uluslararası Standartlar Organizasyonu (ISO) 1986 yılında siyah çay kalite standardını belirlemiştir. 1996/10 sayılı Türk Gıda Kodeksi Siyah Çay Tebliği’nde siyah çay kalite standartları belirlenirken ISO standartları göz önüne alınmıştır. ISO Standartları ile Siyah Çay Tebliği’nde belirtilen standart değerler arasında tek fark su ekstraktı değerinde görülmektedir. ISO’da kuru maddedeki su ekstraktı en az %32 iken, Siyah Çay Tebliği’nde bu değer en az %29 olarak belirtilmiştir.


OPD Çay Raporu  (.doc 296 KB)

 
Her hakkı Mümsad Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği'ne aittir © 2005