Basında Margarin

Mümsad Öncülüğünde Türkiye’deki Margarinlerde 12 Yıldır Trans Yağ Yok

Trans yağın elimine edilmesi konusunda dünyaya örnek olan Türkiye, bu başarıya MUMSAD ve üye firmalarının gönüllü çalışmalarıyla ulaştı. Hiçbir yasal düzenleme yokken ürünlerdeki trans yağ oranını yüzde 1’in altına çeken sektörün çalışmalarını ve Cumhurbaşkanlığı’nın gündemine giren trans yağ konusundaki detayları MÜMSAD Genel Koordinatörü Ebru Akdağ’dan dinledik.

Öncelikle trans yağ nedir ve bu konuda MUMSAD’ın yaptığı çalışmalar neler?

Doğal ve endüstriyel olmak üzere, iki trans yağ çeşidi var. Doğal trans yağ, geviş getiren hayvanların midesinde oluyor, dolayısıyla onların ürünlerinde trans yağ var. Endüstriyel trans yağ ise önceden kullanılan üretim yönteminde istenmeden bir yan ürün olarak ortaya çıkıyordu. Fakat bir kuşku olmadığı için endişe de yaratmıyordu. Ardından 1993 yılında Harvard’da yapılan bir çalışmada trans yağların kardiyovasküler (kalp ve damar sağlığı) riski yaratabileceği sonucuna varıldı. Ardından Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği (MÜMSAD) üye firmaları, henüz hiçbir yasal düzenleme ya da kısıtlama yokken tamamen kendi inisiyatifiyle trans yağsız üretim için harekete geçti. Gerekli Ar-Ge çalışmaları ve büyük yatırımlar sonucunda trans yağı elimine eden, son teknoloji yeni üretim yöntemlerine geçildi. 2006 yılı sonuna gelindiğinde geçiş dönemi tamamlanmıştı; MÜMSAD üyesi firmalar tüm tüketici margarinlerinde dönüşümü sağlayarak, trans yağ seviyesini yüzde 1’in altına indirmeyi basardı.

Yasal düzenleme konusunda gelişmeler neler?

Bu konu dünyanın ve aynı zamanda Türkiye’nin de oldukça gündeminde. Yakın zamanda Cumhurbaşkanlığı Kurulu konuyu gündemine aldı. İlk defa sektörü davet ettiler ve biz de orada çalışmalarımızı anlattık. Dünya Sağlık Örgütünün dünya çapında yayımladığı raporunda da Türkiye mercek altında gösteriliyor. Çünkü Türkiye’deki trans yağ meselesinin tohumları bundan 20 yıl önce atıldı ve 12 yıl önce de çözümlendi. Hiçbir yasal düzenleme yokken sektörün 118 gönüllü olarak yapmış olduğu bir durum bu. Tüm gıda ürünlerini kapsayan bir yasa olmasını savunduk biz hep. Fakat yasanın bu kadar geç geleceğini beklemiyorduk. Yasa olduğunda zincir tamamlanmış olacak.

Peki bu çalışmaları duyurmak adına yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Biz, trans yağ konusunu 2007 yıllarında tüketiciye duyurmaya çalıştık ama insanlar trans yağ diye bir marka çıktı sandılar, margarinde trans yağ varmış dediler. İşler biraz tersine dönmeye başlayınca sektör bunu daha az konuşmaya başladı. Geçtiğimiz yıl Kardiyoloji Derneği ve Sağlığa Evet Derneği bir kampanya başlattılar ve onların duyarlılığıyla bu konu gündeme tekrar geldi. Şimdi bu kampanyayla biz de konuyu tekrar konuşmaya ve duyurmaya başladık. Farkındalık yaratarak yasal düzenleme için harekete geçilmesini istedik. Trans yağ tüm gıda ürünlerinde yasak olsun diyoruz. Bu konuda bilgi kirliliği çok fazla maalesef.  Dolayısıyla “Trans yağ yoktur logosu MUMSAD’a tescillidir. Bu sorumlulukla rastgele zamanlarda piyasadan rastgele toplanan margarinlerin trans yağ seviyesi, MUMSAD tarafından akredite üniversite laboratuvarlarında kontrol ettiriliyor.” projelerle bunu anlatmaya çalışıyoruz. Dijital medyada varız, kampanyalar düzenliyoruz. Üniversite konferanslarında konuyu anlatıyoruz. Trans yağ konusuyla ilgili büyük bir event organize edebiliriz önümüzdeki dönemde.

Dünya genelinde trans yağın durumu nedir?

İlk trans yağ düzenlemesi adımı 2003 yılında Danimarka’dan gelmiştir ve konulan limit yüzde 2’dir. Avustralya’da 2008 yılından bu yana margarinlerde trans yağ seviyesi yüzde l’in altına çekilmiştir. Bu, Avustralya Kalp Vakfı öncülüğünde yapılan gönüllü bir uygulama örneği olup, hala Avustralya’da bu konuda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla margarinler Kalp Vakfı tarafından önerilirken, gıda zincirindeki diğer ürünlerde de bu seviyelere geçiş için yönlendirme yapılmaktadır. Türkiye ve Avustralya örneği birbirine çarpıcı bir şekilde benzemektedir. Avustralya’daki bu STK öncülüğündeki başarılı gönüllü uygulamanın çok benzeri bir girişim Türkiye’den geldi. 2007 yılından bu yana trans yağsız üretim yapılan ülkemiz dünya genelinde 3’üncü çarpıcı örnek oldu. Türkiye’de MÜMSAD liderliğinde, üye firmaların margarinlerinde trans yağ seviyesi yüzde 1’in altında. ABD’de federal bazda trans yağsız dönem 2018 Ağustos’unda başladı, geçerli seviye ise yüzde 2’ler civarında. Kanada ABD’yı takıp etti ve aynı uygulama 2007 yılından itibaren yürürlükte.

“Tamamen bitkisel yağlardan oluşan margarini hayvansal yağ sanıyorlar ya da doymuş yağ oranı çok yüksek algısı oluyor. Aslında margarindeki doymuş yağ oranı zeytinyağıyla aynı”

AB’de Nisan 2019’da kabul edilen regülasyon ile yüzde 2 sınırı konuldu. Regülasyon Nisan 2021 den itibaren geçerli olacak.

Hiçbir yasal düzenleme yokken böyle bir başarıya İmza atılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Türkiye bu anlamda dünyaya öncü oldu. Türkiye, trans yağların elimine edilmesinde ABD’den 11, Kanada’dan 13, Avrupa Birliğinden de tam 14 yıl ileride. MÜMSAD üyesi firmaların margarinlerindeki trans yağ seviyesi yüzde 1’in altında. Bu seviye de bilim dünyası tarafından trans yağ yok’ olarak kabul ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) trans yağların elimine edilmesi için tüm ülkelere çağrıda bulundu ve 2023’e kadar uygulanmasını önerdiği hedef limit yüzde 2. MÜMSAD liderliğinde Türkiye’de bu hedefin dahi yarısı olan, ulaşılabilecek en iyi seviye WHO tarafından konulan hedeften 16 yıl önce yakalandı. Türkiye’de Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 2020 yılı içerisinde geçerli olacak yeni regülasyonda gıdada trans yağ (TFA) için belirlenen limit de yüzde 2’dir.

Peki margarin tüketiminde son durum nedir?

Ev margarinleri paket ve kase olmak üzere ikiye, ev dışı margarinler yemeklik, pastacılık yağ ve margarinleri, endüstriyel yağlar olmak üzere üçe ayrılıyor. Firmalardan edindiğimiz bilgiye göre 2019 yılında da şimdiye kadar bir kıpırdanma var ve tüketicilerin margarin satın alma sıklığında artış tahminimiz var. Hane penatrasyonu ise yüzde 92’lerde. Tüketiciler margarini öncelikle hamur işi, makarna, pilav ve tencere yemeklerinde tercih ediyorlar. Trans yağ içermemesi, doymuş yağ oranının düşük olması (kase margarinlerde yüzde 14-17 arasında) ve bir bitkisel yağ karışımı olarak kolesterol içermemesi de avantajları arasında yer alıyor.

 

 

 

 

Kaynak: