Basında Margarin

Mümsad: Trans Yağ Konusunda Avrupa’nın 14 yıl Önündeyiz!

MÜMSAD Genel Koordinatörü Ebru AKDAĞ perakende.org okuyucuları için sorularımızı yanıtladı.

 

Öncelikle MÜMSAD hakkında bilgi alabilir miyiz? Ne zaman, hangi amaçla ve hangi kurumların işbirliği ile kurulduğunu anlatır mısınız?

MÜMSAD sektörde ortak hareket misyonuyla 2004 yılında kurulan bir dernektir. Bugün MÜMSAD şemsiyesi altında 14 firma ve 31 üye bulunuyor. Derneğimizin temel oluşum amaçları arasında; temsil ettiğimiz margarin, bitki ve meyve çayları, kuru çorba ve dondurulmuş ürün kategorilerinde gerekli standartların ve kodekslerin hazırlanmasına ve uygulanmasına yardımcı olmak, güvenilir ve hijyenik üretimi teşvik etmek ve gıdada yaşanan bilgi kirliliğine karşı tüketicileri bilinçlendirmek yer almaktadır. Tüm çalışmalarımızın bilimsel eksende ve çok boyutlu olabilmesi için Bakanlıklar, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, bilim ve sağlık dünyası ile işbirliği içinde hareket ediyoruz. Bu anlamda, üniversitelerin beslenme ve diyetetik, gıda mühendisliği bölümlerinin öğretim üyeleri, öğrencileri, tıp doktorları, STK’lar, akademisyenler ve fikir liderleri ile sürekli iletişim içindeyiz. Çalışmalarımızı da bu doğrultuda sürdürüyoruz.

Dünyada gıdada trans yağ konusu ve trans yağı elimine etmeye yönelik çalışmalar epeydir gündemde. Sektörünüzde bununla ilgili yapılan çalışmalardan bahseder misiniz? Bu çalışmaların dünyada hali hazırda yapılan çalışmalardan farkı ve Türkiye’ye katkısı nedir?

Bilim dünyasının trans yağların, daha doğrusu teknik ismiyle trans yağ asitlerinin kardiyovasküler risk yaratabileceği söyleminin ardından, Türk margarin üreticileri trans yağ asitlerinin elimine edilmesi için hızla harekete geçti. MÜMSAD şemsiyesi altında bir araya gelen üye firmalar, ortada henüz hiçbir yasal düzenleme ya da kısıtlama yokken tamamen gönüllü olarak trans yağsız üretim için çalışmalara başladı. Ar-Ge çalışmaları ve yapılan büyük yatırımlar sonucunda “Kısmi Hidrojenasyon” yöntemi terk edilerek, ileri teknoloji üretim yöntemlerine geçildi. 2006 yılı sonunda piyasanın yüzde 98’ini oluşturan MÜMSAD üyesi firmalar raflarda bulabileceğiniz tüm margarinlerinde bu dönüşümü sağlayarak, trans yağ seviyesini %1’in de altına indirme başarısını gösterdi. MÜMSAD üyesi firmaların margarinlerindeki trans yağ seviyesi 12 yıldır yüzde 1’in altında ve bu seviye bilim dünyası tarafından “trans yağsız” kabul ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) geçtiğimiz yıl gıda tedarik zincirinde trans yağı elimine etmeye odaklanarak, tüm ülkelere yaptığı çağrıda gıdada trans yağ limitinin kabul edilebilir seviye olan %2’ye indirilmesi için 2023 hedefini koydu. Türkiye, MÜMSAD liderliğinde hedef konulan yüzde 2’nin yarısı olan yüzde 1 seviyesi ile bu başarıyı 16 yıl önce yakalamıştır. Tüketicilerin trans yağsız ürünleri ayırt edebilmeleri için kullanılan “Trans yağ yoktur” logosu MÜMSAD’a tescillidir. MÜMSAD bu sorumlulukla yürüttüğü Oto Kontrol Projesi kapsamında rastgele zamanlarda raflardan aldığı margarinleri tarafsız üniversite laboratuvarlarında analiz ettirmektedir. Bu bağımsız analiz sonuçları 2007 yılından bu yana raflardaki margarinlerin trans yağ içermediğini kanıtlamaktadır.

AB, ABD, Kanada gibi örneklere baktığımızda, regülasyonlarda izin verilen trans yağ seviyesinin yüzde 2 olduğunu görüyoruz. Dünyada ilk yasal düzenleme 2003 yılında Danimarka’dan gelmişti. Bunu bazı batı Avrupa ülkeleri ve ABD’deki bazı eyaletler takip etti.  Ancak ABD’de federal olarak uygulama 2018’de başladı; Kanada’da 2020’de, AB’de ise 2021’de başlayacak.

Bu konuda diğer öncü ülke Avustralya’da ise Avustralya Kalp Vakfı öncülüğünde 2005 yılından itibaren margarinlerde trans yağ %1 seviyesinin altına çekildi. Ülkede bu konuda hala yasal bir düzenleme bulunmuyor. Avustralya’daki başarılı gönüllü uygulamanın bir benzeri Türkiye’de MÜMSAD öncülüğünde gerçekleştirildi.  Türkiye’de de 2007 yılından bu yana MÜMSAD’a bağlı şirketlerin ürettiği margarinlerde trans yağ %1 limitinin altında bulunuyor. Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanan ve Türkiye’de 2020 yılından itibaren geçerli olacak yeni mevzuata göre ise ülkemizde gıda ürünlerinde trans yağ için, AB’de olduğu gibi, %2 limiti belirlendi. Bu konuda ülkemizin, küresel bazda hedeflenen seviyenin yarısına ulaşmakla kalmayıp ABD’den 11, Kanada’dan 13, Avrupa Birliği’nden de 14 yıl ileride olmasından mutluluk duyuyoruz.

Bu sektörünüz açısından da bir başarı, değil mi?

Bu hem sektörümüz hem de ülkemiz açısından çok önemli ve hatta örneğine az rastlanır bir başarıdır. Sektörümüz hiçbir yasal düzenleme yokken gönüllü uygulamayla, Dünya Sağlık Örgütü’nün koyduğu hedefin bile ötesine geçmiş, kabul edilebilir limitte değil, trans yağsız üretime geçmiştir. Hem de bunu konulan zaman hedefinden 16 yıl önce başarmıştır. Öte yandan bu ülkemiz için de çok değerli bir başarıdır. Dünya çapında çağrıda bulunulan trans yağ asitlerinin elimine edilmesi konusunda öncü olan ve hızla gelişme kaydetmiş Türkiye mercek altındadır. Avrupa Birliği’nde henüz daha limitler tartışılırken, margarin sanayisi 16 yıl öncesinden trans yağsız üretime geçmiştir. Yakında yayınlanacak yasal düzenlemeyle tüm gıda ürünleri için kabul edilebilir limitler uygulanacak ve böylelikle dünyadaki öncü konumumuzu yasal düzenlemeyle netleştireceğiz.

Toplumda yaşanan bilgi kirliliğiyle mücadele anlamında ne tür çalışmalar yürütüyorsunuz?

Derneğimizin en önemli mücadelesi gıdada bilgi kirliliğine karşı ve bu kapsamda gıda güvenliği konusunda bilimsel veriler ışığında toplumda farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Gıda alanında trans yağları dünyada konulan limitlerin de altına çekerek yakaladığımız başarıyı, toplum sağlığını ilgilendiren konularda farkındalığımızı yükselterek de göstermemiz gerekiyor. Bilimsel gelişmeleri en güncel haliyle takip ederek, doğru bilgiye ulaşmak için üniversitelerin Beslenme ve Diyetetik, Gıda Mühendisliği Bölümlerinin öğretim üyeleri, öğrencileri, tıp doktorları, paydaş STK’lar, fikir liderleri ve medya ile sürekli iletişim halindeyiz. Bugüne kadar Türkiye genelinde 30 şehirde 57 üniversitede konuşma yaptık ve yaklaşık 10.500 öğrenciye, 6.500 sağlık uzmanına ve akademisyene ulaştık. Bu yıl da bilimin ışığını yansıtmaya çalışacağımız yoğun bir sempozyum ajandamız var.

Gelecek dönem yeni planlarınız nelerdir?

MÜMSAD olarak, sektörümüzle ilgili bilimsel ve teknik gelişmeleri takip ederek, sektörümüzün gelişimi ve tüketicilerin bilinçlenmesi adına faaliyetlerimize devam edeceğiz. Ayrıca gıda konusunda yaşanan bilgi kirliliği ile mücadelemiz ve şemsiyemiz altındaki kategoriler hakkındaki gerçekleri kamuoyunu duyurma çalışmalarımız da yoğun bir şekilde sürecek. Ülkemizi ve sektörümüzü yurt dışında da en iyi şekilde temsil etmeye çalışacağız.

Dünyada mutfak sanatlarına olan ilgiyle birlikte sektörünüzde ne gibi gelişmeler yaşanabilir?

Mutfak sanatlarına olan ilginin artması ve diğer yandan sağlıklı beslenme trendlerinin ve kalite bilincinin yükselmesiyle ambalajlı ve güvenli gıda konusu daha çok gündemimize geliyor. Bu alanlarda yaşanan gelişmeler ürünlere de yansıyarak; tükettiğimiz gıdaları zenginleştirecek, daha pratik, lezzetli ve güvenilir hale getirecektir. Ayrıca küresel trendler arasında bitkisel bazlı beslenmenin giderek daha çok öne çıktığını görüyoruz. Tamamen bitkisel yağlardan oluşan ve bitkisel kaynaklı her gıdada olduğu gibi kolesterol içermeyen margarinler de bu akımdan olumlu olarak etkilenecektir.