Basında Margarin

Trans Yağ Farkındalık Projesi

TRANS YAĞ FARKINDALIK PROJESİ

Trans Yağ Farkındalık Projesi Sağlığa Evet Derneği Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı, kanser, alerji, çeşitli damar hastalıkları ile kalp problemlerinin oluşmasına neden olan trans yağların yiyeceklerden tamamen kaldırılabilmesi için üretiminin de durdurulması gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Dağlı, Sağlığa Evet Derneği ve Türk Kardiyoloji Derneği iş birliğiyle “Trans Yağ Medya Çalıştayı” düzenlendi. Çalıştayda konuşan Prof. Dr. Elif Dağlı, iki derneğin birlikte yürüttüğü “Trans Yağ Farkındalık Projesi” hakkında bilgi verdi. Trans yağ kullanımının önlenmesi için kendilerinin sağlık elçileri olduğunu belirten Dağlı, proje kapsamında Börekçiler Derneği, Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği (MÜMSAD), Mutfak Dostları Derneği, baklavacılar ile hazırladıkları farkındalık videosuyla da halka ulaşmaya çalıştıklarını belirtti. Trans yağ farkındalık projesinin uluslararası alanda da dikkat çektiğini kaydeden Prof. Dağlı, yerel yiyecekler ve tatların sağlıklı, trans yağ içermeyen bir şekilde hazırlanmasının önemini vurgulayarak, “Hindistan’da ve başka çok yağ tüketen ülkelerde yemeklerinin içerisinde bu yağ olmazsa tadının bozulacağı iddiası var. Hâlbuki bizde Osmanlı’dan gelen 600 yıllık yiyecek türlerinin içerisinde sağlıklı yağ kullanma geleneği var. Bu son derece önemli” diye konuştu.

“Danimarka endüstriyel trans yağları yasakladı”

Prof. Dr. Elif Dağlı, trans yağları yasaklayan ülkelerde sağlık parametrelerinin iyileştiğini belirterek, “Danimarka endüstriyel trans yağları yasakladı. Sonuçta kalp damar hastalıkları yüzde 3,2 azaldı. ABD New York eyaletinde trans yağı yasaklayan belediye bölgelerinde kalp krizinden hastaneye yatışların oranı yüzde 7,8 azaldı. Türkiye de trans yağlarla mücadelede önemli adımlar attı. Kanser, alerji, çeşitli damar hastalıkları ile kalp problemlerinin oluşmasına sebeple olan trans yağların yiyeceklerden tamamen kaldırılabilmesi için üretiminin de durdurulması gerekiyor. Bu konuda mevzuatın çıkması lazım. Çok az kaldı, neredeyse koşuyu tamamlamak üzereyiz. 31 Aralık 2019’a kadar mevzuatın tamamlanmasını bekliyoruz” dedi.

“Avrupa’da ölüm oranları konusunda erkeklerde 2. kadınlarda 1. sıradayız”

Türk Kardiyoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan da Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, tıkayıcı koroner kalp hastalığına bağlı ölümlerin 2030 yılına kadar en önemli mortalite sebebi olacağını söyledi.

Prof. Okuyan, Türkiye’deki koroner kalp hastalığına bağlı ölüm oranlarının birçok Avrupa ülkesinden yüksek olduğunu belirterek, “Ani kalp krizi ve koroner arter hastalığına bağlı 1 yıllık ölüm oranı yaklaşık yüzde 32.

Avrupa ülkeleri arasında ölüm oranları konusunda erkeklerde 2. kadınlarda 1. sıradayız. Kalp krizi geçiren her 4 kadından 1’i bir yıl içinde ölüyor. Her 5 erkekten 1 ‘i de bir yıl içerisinde ölüyor” diye konuştu.

Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan kronik kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin kontrol altına alınmaması ve 10 yıl içerisinde ülkenin yaşlı nüfus oranının da artış göstermesi halinde bulaşıcı olmayan hastalıklar ve bunlara bağlı ölüm ile iş görmezlik oranlarının yüksek seyredebileceğini belirtti. Okuyan, bu hastalıklara sebep olan risk faktörleriyle mücadelenin ancak ulusal politikalar ve uzun soluklu stratejiler yoluyla başarıya ulaşabileceğini sözlerine ekledi.

Hedef 2023

Dünya Sağlık Örgütü’nün trans yağ tüketiminin toplam enerji alımının yüzde 1’inden az olması gerektiğini vurguladığını söyleyen Marmara Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Ay “DSO, Mayıs 2018 yılında (Replace-Yerine Koy) başlığı altında uzun soluklu bir proje başlattı. Ülkelerde trans yağ yerine sağlıklı yağların kullanılması desteklemek ve trans yağların zararlarına dikkat çekmek amacıyla bilgilendirme konusunda faaliyetler yapmak, endüstriyel trans yağların kaldırılması için mevzuat oluşturmak, yasal düzenlemelerin uygulanmasını desteklemek amacıyla hayata geçirilen bu proje 2023 yılına kadar trans yağın gıda tedarik zincirinden kaldırılmasını amaçlıyor. Her 100 gram yağ için en fazla 2 gram trans yağ üst sınırı getiriliyor” diye konuştu.

Açıkta satılan böreklerin trans yağ oranı araştırıldı

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Ay, trans yağ kullanımı konusunda İstanbul’un çeşitli ilçelerinde 2 farklı araştırma yaptıklarını belirterek, çalışmanın ilk ayağını oluşturan ürün analizini pastanelerde ve börekçilerde açıkta satılan börekler üzerinde gerçekleştirdiklerini kaydetti. Prof. Ay, bunun için trans yağ kullanım riski daha yüksek olabilecek sosyoekonomik düzeyi düşük ve dezavantajlı ilçeleri seçtiklerini söyledi.

Bu kapsamda, ilk aşamada 8 ilçenin yine sosyoekonomik açıdan dezavantajlı 3 mahallesini saptadıklarına işaret eden Ay, “Her mahalleden ilk, orta ve lise düzeyinde 3 devlet okulu seçtik. Bu devlet okullarına gittik ve en yakınlarındaki pastane ya da börekçiyi tespit ettik. Oradan ürün satın aldık ve bu ürünleri TÜBİTAK’a analiz için gönderdik. İkinci aşama ise toplumun farklı kesimlerinin trans yağlara yönelik ne tür beslenme alışkanlıkları olduğun anmalaya yönelik olarak yapıldı. Bir besin içerisinde trans yağ olup olmadığını biliyorlar mı, tüketiminden kaçınıyorlar mı, etiketini okuyorlar mı bunları anlamaya çalıştık. Bu amaçla da ilk önce tıp fakültesi öğrencilerine soralım dedik. Bir de toplumun daha geniş kesimine sormak istedik. Bu sefer yüksek, orta ve düşük sosyoekonomik düzeyde 3 ilçe seçtik. Yine ilköğretim okullarına gittik. Okulda okuyan çocukların velilerine ulaşıp, trans yağ tüketimiyle ilgili tutumlarını, bilgilerini, davranışlarını sorguladık” diye konuştu.

 

“Trans yağ konusunu kadınlar daha iyi biliyor”

Pınar Ay, araştırmanın analizi için topladıkları 72 börekten elde edilen bulgulara değinerek, “Tüm börekler, DSÖ tarafından önerilen trans yağ sınır değerinin altındaydı. 100 gram yağda 1 gram bulduğumuz sadece 2 örneğimiz var ki bu da sınır değerinin altında. Dezavantajlı bölgelerde de, özellikle okul yakınlarında çocukların trans yağa maruz kalmadığı görünüyor.

“Araştırmanın ikinci ayağını oluşturan ebeveynlerde trans yağ farkındalığına ilişkin sonuçları da aktaran Ay, şu bilgileri verdi: “506 öğrenci velisi araştırmaya katıldı. Anketlerimizi genelde anneler doldurdu. Trans yağ kavramını daha önce duyma durumu yüzde 80’den fazla. Trans yağın hangi besinlerde olduğunu da biliyor katılımcılar. Sağlık risklerini de büyük ölçüde bildiklerini söyleyebiliriz. Fakat bu davranışa tam olarak yansımıyor. ‘Ürün üzerindeki trans yağ düzeyini okurum’ diyenlerin oranı yüzde 23,4. ‘Trans yağ düzeyi ürünü alıp almama kararımı etkiler’ diyenlerin oranı düşükken, ‘bu tüketimden her zaman kaçınırım’ diyenlerin oranı yüzde 40’larda. Trans yağ mevzuatını destekleyeceklerini, yasal olarak bir sınırlandırılma gereksinimi olduğunu, devlet tarafından sürekli bir ölçüm ve kontrol yapılması gerektiği düşüncesine katılanların oranı da yüzde 90’ın üzerinde. Günlük sınır değerini bilenlerin oranı ise yüzde 3,4’tü.” Prof. Dr. Pınar Ay, trans yağ konusunu kadınların daha iyi bildiğine işaret ederek, yüksek sosyoekonomik ve eğitim seviyesinde olanların bu kavramı daha çok duyarak ve risklerini daha fazla bildiklerini sözlerine ekledi.

Trans yağlar obezite gelişimine de sebep olarak kalp ve damar hastalıkları riskini artırıyor

Sağlığa Evet Derneğinden Prof. Dr. Füsun Yıldız, tüketilen yağın kalitesinin önemini vurguladı. Yıldız, “Doymuş yağlarla karşılaştırıldığında çoklu doymamış yağlar kardiyovasküler riski azaltırken doymuş yağların yerine karbonhidratların konulması riski azaltmıyor. Trans yağlar, koroner kalp hastalığı, diyabet, obezite, bazı kanserler, fetal ve bebek gelişimi, büyüme, çocukluk çağı alerjileri de dahil olmak üzere çok değişik sağlık sorunlarının nedenidir. Bu yüzden toplumda bu konuda farkındalığın artırılması gerekmektedir” dedi.

Yıldız, trans yağların obezite gelişimine de sebep olarak kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığını belirterek, “Trans yağ, diğer kaynaklarla karşılaştırıldığında daha fazla kilo alımına sebep oluyor. Bu yağların büyük bir bölümü karın bölgesinde toplanıyor. ABD’deki California Üniversitesinin araştırmasına göre de doymuş yağ tüketimi günlük 20 gramı aştığında obezite riski yüzde 80 artıyor. Trans yağlar ayrıca karaciğer kanserine kadar giden karaciğer yağlanmasının da en önemli sebeplerinden biri” diye konuştu.

Beslenmede trans yağ alımını yüzde 2 azaltılacak olursa Tip 2 diyabet insidansının yüzde 40 oranında azaltılabileceği bilgisini veren Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü: “Trans yağlar bağışıklık sisteminin cevabını etkiliyor, hücre duvarının bütünlüğünü bozuyor ve prostoglandin sentezini değiştirerek kanser riskini artırdıkları düşünülüyor. Meme, pankreas, prostat ve kolon kanserleri ile ilgili yayınlanmış çalışmalar var. Alzheimer ve vasküler demans ile endüstriyel trans yağ asitlerinin kullanımı ile bağlantısının olabileceğine yönelik çalışmalar var. Gebelikte trans yağ kullanımı hem gebeliğin seyrine hem de bebeğin gelecekteki yaşantısına çok etkili. Tüketilen yağın kalitesi ve besin kaynakları sağlık açısından toplam yağ tüketiminden daha önemli gibi görünüyor. Doğru yağı tüketmeliyiz.”

 

 

 

Kaynak: