Basında Mutfak Ürünleri

Türkiye’de Poşetli Bitki ve Meyve Çayları Tüketimi “900 milyon Poşeti” Aştı

İSTANBUL

Türkiye’de 50’den fazla ürün çeşidinin yer aldığı poşetli bitki ve meyve çayları pazarı son 6 yılda yüzde 60 büyüyerek, toplam tüketim 900 milyon poşetin üzerine çıktı. Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği (MÜMSAD), her geçen gün artan bir ilgiye sahip olan bitki ve meyve çaylarına ilişkin pazar bilgilerini, tüketim alışkanlıklarını ve dengeli beslenme açısından tüketicilere verdiği mesajları paylaştı.

MÜMSAD Başkanı Metin Yurdagül ve MÜMSAD Genel Koordinatörü Ebru Akdağ’ın ev sahipliğinde düzenlenen basın toplantısına, bitki çayları hakkında bilimsel bilgiler vermek üzere Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada da katıldı.

Bitki ve meyve çaylarının MÜMSAD’ın faaliyet gösterdiği kategorilerden biri olduğunu söyleyen MÜMSAD Başkanı Metin Yurdagül, bu kategorideki çalışmaları üye firmalar Doğadan, Unilever ve Martin Bauer ile birlikte organize ettiklerini ifade etti.

Büyümede yeşil çay siyah çayı geçti

Birleşmiş Milletler Dünya Tarım Örgütü’nün verilerine göre Türkiye’nin kişi başına düşen 3,5 kiloluk çay tüketimiyle dünyada birinci ülke konumunda olduğunu ifade eden MÜMSAD Genel Koordinatörü Ebru Akdağ, bilinçli tüketimin artmasıyla poşetli çaya olan ilginin de artığını belirtti. Bitki ve meyve çayları kategorisiyle ilgili bilgiler veren Ebru Akdağ şunları söyledi: “Sağlıklı yaşam trendinin etkisiyle bitki ve meyve çayları yükselişe geçti. Tüketiciler hastalıklardan korunma, zinde olma, rahatlama, formda kalma ve lezzet gibi motivasyonlarla bu ürünlere yöneliyor. Dünya pazarında bitki çayları, siyah çayla rekabet ediyor. Dünyada yeşil çay, siyah çaydan daha hızlı büyüyor. Almanya’da bitki ve meyve çayları yaklaşık yüzde 75 paya sahip. Bitki ve meyve çayları Rusya’da pazarın yüzde 15’ini, Polonya’da ise yüzde 30’unu oluşturuyor.”

Büyüme hızında dünyada öndeyiz

Türkiye çay pazarında poşetli bitki ve meyve çayları kategorisinin payının yüzde 1 olduğunu söyleyen Akdağ sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de çay denilince akla siyah çay gelse de, bitki ve meyve çaylarının yüksek potansiyeli dikkat çekiyor. Toplamda küçük gibi görünen yüzde 1’lik pay, aslında miktar olarak karşılaştırıldığında Avrupa ülkelerdeki tüketimin çok da altında değil. Öte yandan yüksek potansiyelin en önemli göstergelerinden biri de pazarın son 6 yılda yüzde 60 gibi etkileyici bir büyüme performansı göstermesi. 2010 yılında 560 milyon poşet olan tüketim 2016 yılında 900 milyon poşetin üzerine çıktı. Sektörün ciro büyüklüğü ise 200 milyon TL’ye yaklaşıyor.”

Türkiye yeşil çayla yeşilleniyor

50’den fazla poşetli bitki ve meyve çayı çeşidinin yer aldığını pazarda en çok yeşil çay, ıhlamur ve adaçayı tüketiliyor. Yeşil çay büyüme performansıyla, Türkiye’de siyah çaydan sonra en çok haneye ulaşan ikinci çay çeşidi haline geldi. Yeşil çayın bitki çayları içinde yüzde 33’lük oranla kategorinin lokomotifi olduğunu belirten Ebru Akdağ, “Yeşil çay sağlıklı yaşamla bağdaştırıldığı gibi, çekici bir lezzete de sahip. Değişik çeşitleriyle farklı tüketici beklentilerine cevap vermesi ve her mevsim keyifle tüketilen bir ürün olması da yeşil çayın kategorinin lokomotifi olmasına katkıda bulunuyor. Yeşil çay giderek daha çok yaygınlaşıyor ve Türkiye yeşil çayla yeşilleniyor” dedi.

“Kurutulan bitkilerin yıkanması halinde içindeki bileşenler kaybolur”

Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada bitki çaylarının geçmişinin insanlık tarihi kadar eski olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Güncel bilimsel araştırmalar günlük yaşamımızda keyif alarak içtiğimiz bitki çaylarının aynı zamanda sağlığımızın korunmasında ve bazı şikâyetlerin giderilmesinde etkili olabildiğini ortaya koyuyor. Günümüzün değişen çevre koşullarında artan toksik atık yükü göz önüne alındığında yetişen bitkileri toplayarak kullanabilmek ne derecede sağlıklı olabilir? Manavdan aldığınız meyve ve sebzeyi özel sıvılarla iyice yıkarken, çay hazırlayacağınızı bitkileri yıkayabilmeniz mümkün değil. Çünkü kurutulan bitkilerin yıkanması halinde içindeki bileşenler kaybolur. Bu nedenle çay hazırlamak için kullanılan bitkilerin tarım ilaçları, çevresel toksinler, ağır metaller, radyasyon gibi sağlığımızı tehlikeye atacak kalıntıları taşıyıp taşımadığının mutlaka analiz edilmesi ve uluslararası sınır değerlere uygunluğunun belirlenmesi gerekiyor. Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise bitki çayı olarak kullanılacak bitkilerin sağlığı bozacak, başka hastalıklara neden olabilecek mikroplar taşıyıp taşımadığından emin olunması gerekir. Özellikle sağlıksız koşullarda kurutulan bitkilerde gelişen mantarların zararlı toksinleri olan aflatoksinler karaciğer kanserinin başlıca etkenleri olarak gösteriliyor.”

DHA