Basında Margarin

Yağ Sanayiinde 52 Yıllık Başarı Öyküsü

Yağ Sanayiinde 52 yıllık başarı öyküsü

Yağ sanayii ile içice geçen yılların ardından tüm bilgi ve tecrübelerini aktardığı kitabına ilişkin, 52 yılın özetini anlatan öyküsünü, Metin Yurdagül’den dinledik.

Kitabınızda farklı isimlerin sizin hakkınızda yazdıkları da yer alıyor. Bunlardan sizi şaşırtan oldu mu?

Öncelikle kitap basım aşamasına hazır olana kadar okumadığım, gerek aile fertlerimden, gerek arkadaşlarım, gerekse iş çevremden gelen bu bölümlerin beni ziyadesiyle mutlu ettiğini ve duygulandırdığını söylemem gerek. Her biri benim için ayrı değerdedir. Ancak içlerinden birini okuduğumda yeni öğrendiğim bir konu oldu. Kendisiyle daha üniversite öğrencisiyken tanıştığım, bugün ülkemizin en önemli iş adamlarından birinin benim için yazdığı bölümdeki her bir kelimenin, kendisinin her zaman yaptığı gibi özenle seçilmiş olması sürpriz değildi. Ancak o satırlarda öğrendiğim şu olaydı beni şaşırtan: “ABD’li bir CEO ile delegasyon konularında çalışmalarımız olmuştu. Türk şirketlerinde, biraz da kültürel etkenlerle olsa gerek delege etmek konusu epeyse sorunludur. Delege etmek konusunda imtina eden yöneticiler de hem mevcut iş gücü altında ezilirler hem de kendilerinden sonra gelecek olanların öğrenmesine mani olurlar. Söz konusu ABD’li CEO Ülker’de delegasyon ölçümü yapmak amacıyla çeşitli mülakatlar yaptı. Sonuçta delegasyona en uygun kışının Metin Yurdagül olduğunu söyledi ki ben de bunu bizzat tecrübe etmiştim. Metin Yurdagül bir murakıp pozisyonundan CEO yetiştirmeyi başardı. Kendini geliştirirken, arkasından gelenleri yetiştirmeyi asla ihmal etmedi Bu tavrı da içimizden yönetici çıkartabilmemizi sağladı”

Hayatınızda iş hep çok önemli bir yer tutmuş, size çalışmayı bu kadar sevdirenin ne olduğunu düşünüyorsunuz?

Öğrenmek ve öğretmek diyebilirim sanırım. Aslında bunu çok düşündüğümü söyleyemem. Çünkü kendimi bildim bileli çalışıyorum ve her zaman bundan çok büyük keyif aldım. İlk iş teklifini, on iki yaşında aldım; ortaokulda birinci sınıfı yeni bitirmiştim. Eniştem Hayrettin Lımbat’tan satış mağazasında çalışmam için bir teklif geldi. Eniştem Edremit ve Ayvalık’ın en kaliteli zeytinyağlarını satın alır, Halil’deki depolama ve dolum tesisinde ambalajlardı. 2019 yılının sonlarına geldik, elli iki yılı aşkın zamandır yağ sanayiinde çalışıyorum. Acaba altmış dokuz yıl önce eniştemin mağazası, bu geleceğin bilmeden atılan bir adımı mıydı diye aklına geliyor insanın. Tatildeyken bile işime dönmeyi özledim. Her ne kadar ailem ve dostlarımla geçirdiğim zamanlar benim için en değerli anlar olsa da, işim de hayatımda çok önemli bir motivasyon ve keyif kaynağı olmuştur, insan için öğrenmenin sonu yok, en azından öğrenmeye açık olan için. Ben de her zaman öğrenme arzusuyla, öğrenebilme kapısını açık bıraktım. Öte yandan da çalışma hayatımın başlarından bu yana hep öğretmeye, bildiklerimi paylaşmaya çalıştım. Öğrenmek isteyene öğretmek benim için her zaman büyük bir keyif oldu. Onlar öğrendikçe ben de bundan beslendim. Ben öğrenmeye her zaman çok önem verdim, buna önem verenlere de öğretmeyi borç bildim. Şimdi geriye donup bakınca, hem öğretme hem de öğrenmenin en yoğun olduğu zamanların iş hayatım olduğunu görüyorum.

Kitabınızda iş hayatınızdaki 52 yılın özetini, dönemin önemli konuları ve güzel anılarla süsleyerek anlatmışsınız. Bu uzun sürecin size öğrettiği en önemli ders neydi?

Aslında tüm bu süreçte ya da belki de hayatım boyunca öğrendiklerimi kitabımın sonunda özetleyerek anlatmaya çalıştım. Her biri benim ben olmamda etkili olmuştur. İçlerinden birini seçmem gerekirse, gelişimimi en çok tetikleyen belki de şu öğreti olmuştur diyebilirim: “İyi bir gözlemci olun. Üstlerinizin önemli konularda verdiği kararlarda etkili olmasanız da irdeleyin, ‘ben olsaydım nasıl yapardım?’ diye sorun kendinize. Gelişmeleri takıp edin, inceleyin. Bir işe, bitmeden, bitti gözüyle bakıp rehavete kapılmayın”

 

 

 

Kaynak: